Sanal Hayat

Web 2.0 burada sen neredesin ??

Çok değil 10 sene önce evlerde telefon bağlantılarıyla boğuştuğumuz günlerde internete ulaşmak, birkaç sayfa görmek, hayatımıza yeni kapılar açmak herkes için sıradışı bir deneyim halini almıştı. Aradan geçen bu kadar kısa sürede hayatımızı hızla internete taşıdık. Alışverişten , banka işlemlerimize, arkadaşlarımızdan , fotoğrraflarımıza kadar herşey artık internet üzerinde.

Son 2 senedir bu dünyada radikal bir değişim yaşanıyor. Bir zamanlar internete sadece pc ler üzerinde ulaşabilirken artık mobil cihazlarımız evdeki oyun konsollarımız ve basit terminaller üzerinden internet üzerinde hemen hemen herşeyi yapabilmek mümkün. Bu duruımda kullanıcının bilgisayarında yapılması gereken pekçok  işlem webe taşınıyor. Böylece internete ulaştığınız cihaz ve onuın teknik özelliklerinden bağımsız olmak üzere tüm işlemler web ortamında gerçekleşiyor. Özellikle mobil platformlar ve oyun konsolları üzerinde programlama ve işlem gücü nispeten düşük kaldığı için lightweight programming gerektiren yazılım dilleri, buna paralel çalışan arayüzler giderek daha popüler hale geliyor. Kullanıcının yarattığı içerik de dramatik bir artış gösterince internet şirketlerinin platform yaratmak ve onun etrafında bir topluluk oluşturmaya yönelik servisleri hızla artıyor.

Kullanıcının yarattığı içeriğin , kullanıcılar nezdinde yüksek kabul görmesi (wikipedia örneği gibi) bir çeşit kültür erozyonu gibi algılanırken aslında sokaktaki insanın kendi hayatı, yaşayışı ve etrafında gelişen olaylar karşısında gerçek fikirleri (bunlar şehir efsaneleri olsalar dahi) ortaya çıkıyor. Daha da ilginç olan durum, bu bilgi ve paylaşım etrafında hızlıca oluşan topluluklar, pazarlamacılar açısından tam bir veri hazinesi haline gelebiliyorlar. Özellikle genç yaştaki yüksek interaktivitesi olan gruplar içerisinde geniş kapsamlı ve gerçekten derin ayrıntı sağlayan crm datasına ulaşmak mümkü. Bu bakımdan pazarlamacıların da burada veri madenciliği konusunda araştırma şirketlerine yön verme zorunluluğunu ortaya çıkarıyor.

Bugüne kadar ülkemizde internet reklamcılığının esası, yapılan offline kampanyaların online’a grafiksel uyarlamasını çok fazla aşamadı, cesur birkaç deneme dışında gerçek kullanıcıya ulaşmak ve kullanıcı da gerçek bir etki yaratmak üzerine yapılmış pek az kampanya görebildik. Özellikle topluluk sitelerinde ulaşılması daha zor olan 12-18 yaş kitlesine yönelik yapılabilecek tüm viral kampanyaların offline’da yapılan tüm organizasyon ve klasik mecra reklamlarından daha iyi sonuç vereceği gözardı edilmemelidir. Topluluk sitelerinde kendi gruplarını, arkadaş çevrelerini oluşturan bu kalabalığı sanal yaşam alanlarında yakalamak pazarlamacılara çok geniş araştırma yapmak ve tüketiciye ulaşma fırsatı sunmakta. Mesele bu kullanıcıyı basitçe evdeki bilgisayarında yakalamanın çok ötesinde diğer platformlarda ve kullanıcının kendisini en iyi hissettiği anlarda ona ulaşma fırsatı sunuyor olması(evde oturmuş ps3’ünün veya nintendo wii veya dslite’ını oynarken).

Lightweight programming yanında web os olarak sunulan ve kullanıcının  çok yakında masaüstü uygulamalarının tümünü webe taşımasını sağlayacak uygulamalar da yeni bir tanıtım alanı yaratıyor. Kullanıcının kendi adres defterinden favori listelerine, alışveriş listelerinden şehirde gidilecek popüler yerlere, kelime , tablo işemcileri, takvim, web üzerinde birebir söyleşiye kadar pekçok fonksiyonu birarada sunabilen bu yapılanma kullanıcının hayatının her anında onunla olabilmeyi, markanızı itmeden kullanıcı tarafından hazmedilmesini sağlayacak daha normalize olmuş, reklam kokmayan yaklaşımlar sergilemenize yardımcı oluyor. Özellikle hızlı tüketim sektöründe genç markaların interneti kullanma iştahlarını kabartan bu yaklaşımlar maalesef interneti ve doğasını çok iyi kavrayamayan klasik mecra ajansları tarafından yaratılan yeterince düşünülmemiş kampanyalar yüzünden gereken etkiyi yaratmıyor. Burada bir zorunluluk olarak klasik mecra ajanslarının kendilerine genç, dinamik ve web’de yaşayan insanlarla paralel düşünen departmanları biran önce kurma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Reklamcıların bu konudaki adaptasyon hızları ileride yaşam eğrileri konusunda da çok etkin bir şekilde belirleyici olacak.

Reklam veren ve reklam ajanslarının web 2.0 olanaklarını anlamaları ve hızla adapte olmaları ellerindeki reklam bütçelerini etkin kullanmaları ve markalarının geleceklerini doğru çizmeleri adına gelecek 5 yılın en büyük mücadelesi olarak karşılarına çıkacak.

Bu arada web 2.0 peşinde koşarken gelen 3.0 devriminden de uzak olmamak lazım, bundan birkaç sene önce bize hayal gibi görünen 2.0 hayatlarımıza son sürat daldı, 3.0 da bundan çok farklı olmayacak. Hepinize iyi takipler.


Ağustos 1, 2007 - Yazan: burak70 | Teknoloji | | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın