Yeni dünya düzeni
Eski fotoğraflara bazen uzun uzun bakıyorum. Hayatımızın basitliği ve yalınlığı insanda romantik bir eskiye özlem duygusu yaratırken ,modern hayatın herşeyi kontrol etmek isteyen pragmatik tavrı eskiye dair herşeyi biraz da gülerek hatırlamamıza sebep oluyor. Düşünsenize artık hiçbirimiz evden cep telefonumuzu almadan sokağa çıkmayı düşünemiyoruz, onsuz kendimizi biraz çıplak ve yalnız hissediyoruz. Herhangi bir sorunuz varsa cevabı bilgisayar ekranınızda, bir dostunuzdan haber almak isterseniz ya eski yöntem bir e-mail atar veya ona anında mesaj gönderebilirsiniz. Tüm bu teknoloji hayatımıza girerken bütün bu olan ve bitenin bir sonucu olarak bizde hayatlarımızı internete taşıyoruz ama hayatımızı sadece internete taşımak yetmiyor, onun eldeki her cihazdan ulaşılabilir olması giderek daha önemli hale geliyor. Hepimizin her konuda söyleyecek bir şeyleri , sergileyecek bir yeteneği ve hayata dair görüşleri var, bu durumda her kullanıcı bir yayıncı ve her kullanıcının yarattığı her içerik diğer kişiler için takip edilmeye değer, aslında hepimizin hayatı büyük bir reality showun bir parçası, 1960’lı yıllarda Andy Warhol’un söylediği gibi birgün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak ve bunu yapabilmek için tüm imkanlar elimizin altında. Her kişinin bir yayıncı olması peer to peer’ın (kişiden kişiye paylaşım) sürekli önem kazanmasını sağlarken her kullanıcının tüm bu içeriğe tüm platformlardan ulaşabilmesi isteği de bu konudaki gelişimi bir o kadar hızla arttırıyor. Türkiye henüz 3g ‘ye geçememişken, tüm dünya 4g ve ilerisini konuşuyor. Mobil dünya internet içeriğini kendi üzerine taşıyabilmek için cihazların kapasitelerini ve yeteneklerini genişletirken pc ye daha yakın cihazların kullanımı hızla artıyor.
Platformdan bağımsız olarak internetin yeteneklerinin tüm mecralara yayılması artık hayatın internette daha yoğun yaşanacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bugün Türkiye internet kullanıcı sayısı artışı bakımından ve dünyada internet kullanıcı adedi açısından en büyük 10 ülkesi içerisinde, Türkiye’de 18 milyon insan banka işlemlerini artık internet üzerinden yapıyor, son seçimlerde bile internetin sonuçların alınmasına nasıl büyük katkı sağladığı net bir şekilde ortaya çıktı.Bu durumda pazarlamacıların karşısına çıkan mücadele giderek sertleşiyor. Artık pazarlama yapacağınız gruplar , segmentler ve müşteri kitleleri yok, bu çok bireyselleşmiş ve bir o kadar da çoklu platformda yaşanan dünya da tüketicinin hayatına girmek giderek zorlaşıyor. Her kullanıcı bir yayıncı ve aynı zamanda reklam mecrası olduğuna göre , kullanıcıların sizin markanız için kendi reklamlarını yaratmaları ve bundan para kazanmaları zamanı gelmiş bile olabilir. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi klasik reklam ajanslarının yakında can çekişmeye başlayacağı dünya çok yakınımızda, kullanıcı zevklerinin ve ihtiyaçlarının bu kadar depolarize olduğu bir dünyada tüm alt gruplar ve kişiler özel ilgi istiyorlar. TV, basın ve radyo’nun bile internete taşındığı ve 2 boyutlu olarak heyecan yaratamadıkları bu dünya da, kullanıcıların özel dünyalarının bir parçası olmak pazarlamacılarında ofislerinden çıkıp bu insanların olduğu yere gitmeleri ihtiyacını fazlasıyla doğuracak.
Peki ne yapmalı ? öncelikle pazarlamacılar bu kişileri anlamak için interneti, web 2.0 ile doğan paylaşım ve web 3.0 ile perçinlenen peer to peer’ı doğru algılamaya başlamaları gerekiyor. Kablosuz internet ve multiplatform olanakları sayesinde genişleyen bu dünyanın sadece pclerden ibaret bir teknoloji çılgınlığı değil aksine hayatın dönüşmekte olduğu yeni düzenin habercisi olduğunu doğru olarak algılamadırlar. Klasik mecranın önümüzdeki 10 sene içerisinde i.p.tv, podcasting ve benzeri uygulamalar ile çok ciddi şekil değiştereceği ortadadır. Artık reklam görmek istemeyen bir kullanıcıya reklam göstermeniz olası bile değil. Reklamları seyretmeleri için müşterilerinize para ödemek zorunda kalabilirsiniz. İçerik önemini korumaya devam ederken içeriğin artık belirli otoriteler tarafından değil kullanıcılar tarafından yaratılacağı gözardı edilmemelidir. Bu durumda bizim yarattığımız her kampanya, reklam içeriğinin de bu yayın canlılığına uyması gerekir. Markanızı ve şirketinizi geleceğe hazırlarken artık kararları sizin değil son kullanıcıların vereceğini unutmayın. Basitçe fokus gruplar, pre-post testlerle bu konuyu çözemeyeceğinizi iyice kavrayarak, koşarak yaklaşan yeni dünyaya hazırlanın.İyi şanslar.
