Sanal Hayat

astroaluminum_grey.jpg

Ağustos 3, 2007 Yazan: burak70 | Blog, pazarlama, reklam, topluluk | | Henüz Yorum Yok

Yeni dünya düzeni

Eski fotoğraflara bazen uzun uzun bakıyorum. Hayatımızın basitliği ve yalınlığı insanda romantik bir eskiye özlem duygusu yaratırken ,modern hayatın herşeyi kontrol etmek isteyen pragmatik tavrı eskiye dair herşeyi biraz da gülerek hatırlamamıza sebep oluyor. Düşünsenize artık hiçbirimiz evden cep telefonumuzu almadan sokağa çıkmayı düşünemiyoruz, onsuz kendimizi biraz çıplak ve yalnız hissediyoruz. Herhangi bir sorunuz varsa cevabı bilgisayar ekranınızda, bir dostunuzdan haber almak isterseniz ya eski yöntem bir e-mail atar veya ona anında mesaj gönderebilirsiniz. Tüm bu teknoloji hayatımıza girerken bütün bu olan ve bitenin bir sonucu olarak bizde hayatlarımızı internete taşıyoruz ama hayatımızı sadece internete taşımak yetmiyor, onun eldeki her cihazdan ulaşılabilir olması giderek daha önemli hale geliyor. Hepimizin her konuda söyleyecek bir şeyleri , sergileyecek bir yeteneği ve hayata dair görüşleri var, bu durumda her kullanıcı bir yayıncı ve her kullanıcının yarattığı her içerik diğer kişiler için takip edilmeye değer, aslında hepimizin hayatı büyük bir reality showun bir parçası, 1960’lı yıllarda Andy Warhol’un söylediği gibi birgün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak ve bunu yapabilmek için tüm imkanlar elimizin altında. Her kişinin bir yayıncı olması peer to peer’ın (kişiden kişiye paylaşım) sürekli önem kazanmasını sağlarken her kullanıcının tüm bu içeriğe tüm platformlardan ulaşabilmesi isteği de bu  konudaki gelişimi bir o kadar hızla arttırıyor. Türkiye henüz 3g ‘ye geçememişken, tüm dünya 4g ve ilerisini konuşuyor. Mobil dünya internet içeriğini kendi üzerine taşıyabilmek için cihazların kapasitelerini ve yeteneklerini genişletirken pc ye daha yakın cihazların kullanımı hızla artıyor.

Platformdan bağımsız olarak internetin yeteneklerinin tüm mecralara yayılması artık hayatın internette daha yoğun yaşanacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bugün Türkiye internet kullanıcı sayısı artışı bakımından ve dünyada internet kullanıcı adedi açısından en büyük 10 ülkesi içerisinde, Türkiye’de 18 milyon insan banka işlemlerini artık internet üzerinden yapıyor, son seçimlerde bile internetin sonuçların alınmasına nasıl büyük katkı sağladığı net bir şekilde ortaya çıktı.Bu durumda pazarlamacıların karşısına çıkan mücadele giderek sertleşiyor. Artık pazarlama yapacağınız gruplar , segmentler ve müşteri kitleleri yok, bu çok bireyselleşmiş ve bir o kadar da çoklu platformda yaşanan dünya da tüketicinin hayatına girmek giderek zorlaşıyor. Her kullanıcı bir yayıncı ve aynı zamanda reklam mecrası olduğuna göre , kullanıcıların sizin markanız için kendi reklamlarını yaratmaları ve bundan para kazanmaları zamanı gelmiş bile olabilir. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi klasik reklam ajanslarının yakında can çekişmeye başlayacağı dünya çok yakınımızda, kullanıcı zevklerinin ve ihtiyaçlarının bu kadar depolarize olduğu bir dünyada tüm alt gruplar ve kişiler özel ilgi istiyorlar. TV, basın ve radyo’nun bile internete taşındığı ve 2 boyutlu olarak heyecan yaratamadıkları bu dünya da, kullanıcıların özel dünyalarının bir parçası olmak pazarlamacılarında ofislerinden çıkıp bu insanların olduğu yere gitmeleri ihtiyacını fazlasıyla doğuracak.

Peki ne yapmalı ? öncelikle pazarlamacılar bu kişileri anlamak için interneti, web 2.0 ile doğan paylaşım ve web 3.0 ile perçinlenen peer to peer’ı doğru algılamaya başlamaları gerekiyor. Kablosuz internet ve multiplatform olanakları sayesinde genişleyen bu dünyanın sadece pclerden ibaret bir teknoloji çılgınlığı değil aksine hayatın dönüşmekte olduğu yeni düzenin habercisi olduğunu doğru olarak algılamadırlar. Klasik mecranın önümüzdeki 10 sene içerisinde i.p.tv, podcasting ve benzeri uygulamalar ile çok ciddi şekil değiştereceği ortadadır. Artık reklam görmek istemeyen bir kullanıcıya reklam göstermeniz olası bile değil. Reklamları seyretmeleri için müşterilerinize para ödemek zorunda kalabilirsiniz. İçerik önemini korumaya devam ederken içeriğin artık belirli otoriteler tarafından değil kullanıcılar tarafından yaratılacağı gözardı edilmemelidir. Bu durumda bizim yarattığımız her kampanya, reklam içeriğinin de bu yayın canlılığına uyması gerekir. Markanızı ve şirketinizi geleceğe hazırlarken artık kararları sizin değil son kullanıcıların vereceğini unutmayın. Basitçe fokus gruplar, pre-post testlerle bu konuyu çözemeyeceğinizi iyice kavrayarak, koşarak yaklaşan yeni dünyaya hazırlanın.İyi şanslar.

Ağustos 3, 2007 Yazan: burak70 | Blog, pazarlama, reklam, topluluk | | Henüz Yorum Yok

Bugünlerde sizde koskoca şehrin ortasında yalnızları oynadığınızı düşündünüz mü? Etrafta devam eden çılgın koşturmacanın ortasında sanki size dokunan kimse yokmuş gibi hissediyormusunuz? Arada sırada da olsa biraz anlatma ihtiyacınız yok mu ? Belki de dostlarınıza anlatamadıklarınızı veya hatta aslında her yaptığınızı yazmak ve birileriyle paylaşmak size daha cazip geliyor mu? O zaman siz de hoşgeldiniz, artık web dünyasında yalnız değilsiniz.

Benim yaşımdaki adamların lise yıllarında arkadaşlarının elinde görmeye alışık olduğu bir anket veya şiir defterinden daha renkli, sizi okumaya , cevap vermeye, paylaşmaya hatta size kendilerinden katmaya hazır olan bir topluluğun tam içindesiniz. Web 2.0 devrimi son 3-4 senedir yavaş yavaş hayatımıza girerek bizi web 1.0 ın yeknesaklığından uzaklaştırırken web kalabalıkları kendi yarattıkları içerik ve paylaşmanın sınırsız heyecanını yaşıyorlar. Düşünen her insanın yapmak isteyeceği gibi düşüncelerini bir yazıya döküyorlar . Tabi sadece yazmak yeterli değil, onu birilerinin okuması en az yazmak kadar değerli, blog dünyasının ünlüleri bizim bildiğimiz yazarlar değil, onlar sanal dünyanın guruları, sözlerine itibar edilen ve referans gösterilen insanlar. Bunun pekçok sebebi var.İyi blogçular takip edildiklerini bilerek sorumlu yazılar yazıyorlar, okurlarının tepkilerine çabuk cevap veriyorlar ve bir yandan da hiç ulaşılmaz değiller, onlar yeni web düzeninin ünlü ulaşılabilir karakterleri ve sokaktaki insanların arasından doğal seleksiyon yoluyla bu mertebeye geliyorlar. İşin güzel tarafı çok okunmasa bile herkesin göz gezdirmek isteyeceği yüzbinlerce içerik, hobi grubu ve konu var, yani bu dünyada yazmak ve okumak isteyen herkese yer var. Internetin gelişmesi ile text bazlı içeriğin eski popülaritesini kaybedeceğini düşünenler tabiki yanıldılar, insanlar her çağda olduğu gibi güncelere bayılıyorlar ve başkalarının hayatlarına açılan pencereleri okumayı seviyorlar.

Blog dünyada en hızlı büyüyen hizmet alanlarından birisi, blog  teknolojinin de gelişimine paralel bir şekilde foto ve video blog yoluyla da genişleme gösteriyor ve bu genişleme önümüzdeki senelerde de büyüyerek ilerleyecek gibi görünüyor. Blog artık gösterişli uzun yazılardan, daha kısa metin yapılarına ve hatta neredeyse mesajlaşmaya indirgenecek seviyede insan hayatına giriyor. Bu devrim dünyada yavaş yavaş yaşanmaya başlarken tüm bu yaşananlardan da pazarlamacılar için sayısız fırsat doğmaya başlıyor.

Yaşlı Avrupa’nın Ortodoks pazarlamacılarına bayılan pazarlama dünyamız, söz konusu mesele mecra değiştirmek olunca maalesef biraz ağırkanlı kaldılar, tembellik mi yoksa umursamazlık mı bilinmez pazarlamacılarımız hep TV’ye , basına döndüler yüzlerini, her iş için, bilgi aramaya, sohbet etmeye, paylaşmaya internete gittiler ama reklam verirken nedense internet en son akıllarına geldi. En ölçülebilir mecraya hep kuşkuyla bakıp kendi ilgisizliklerini mecranın hedef kitlesine yükleyip bir kaçış yolu aradılar ama gerçekten kaçış uzun sürmedi . Son 2 yıldır internette reklam hızla büyüyor ve büyümeye devam edecek.

Internette reklam konusuna banner boyutundan bakmak internet reklamcılığına düpedüz haksızlık olacaktır. Kullanıcısıyla bu seviyede iletişim içerisinde olan başka bir mecra yok.

Tamam önce blog yazdık, biraz da klasik reklamcılara dokundurduktan sonra , bu iki konu nerede birleşecek diye merakla soran Lost- Heroes meraklısı arkadaşların sorularını cevaplamaya geldi sıra. Blogçuların ürününüz üzerine yazabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu insanların sözlerinin TV’de göstereceğiniz testimoniallardan daha itibarlı olduğunun farkında mısınız veya blogçuların kendilerine ait sayfalarında reklam yapmanın içeriğe destek olmanın olası foto ve video blog içeriğinin bir parçası olmanın ne kadar ucuz prodüksiyonla hedef kitlenin hayatına girmenizi sağlayacağını hiç düşündünüz mü? Her ay medya ajansınızla yaptığını GRP kavgaları yerine gerçek insanlara ulaşan bir blog servisinde adam başı harcayacağınız parayı düşünün, TV bütçeniz yanında ne kadar mütevazi ama ona nispetle ne kadar etkin olacaktır.

Internet reklamcılığı ve tanıtım olanakları sadece banner boyutundan düşünülmeyecek kadar geniş, bir o kadar heyecanlı ve insana sınırsız fırsatlar sunabilen bir dünya, blog işin sade boyutlarından birini oluştururken aslında sadeliğin ve gerçeğin tüketiciyi ikna konusunda ne kadar önemli olduğunu düşünmek yeterli olacaktır.  Bugün internette ki forumlar ve wiki entryleri ile bilginin kişiler arası ne kadar hızlı hareket ettiğini fark ettiğinizde aslında internette sadece banner olarak değil paylaşım sayesinde yarattığı içeriğin size sağlayacağı fırsatları daha iyi kavramış olacaksınız..

Ağustos 2, 2007 Yazan: burak70 | Blog, pazarlama, reklam, topluluk | | Henüz Yorum Yok